güneş batmadan yıldızlar görünmez elbet

Tanım

Bu blogu, hayattan edindiğim tecrübeleri, beklentileri, gerçekleşenleri, hayalde kalanları, hayatın bana kattıkları ve benden götürdüklerini yazmak. kendimi içinde hissettiğim her konuyu, olayı paylaşmak kısacası hayata dair herşeyi paylaşmak adına yapmak istedim. umarım olumlu paylaşımlar olur.


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


Serpil Cebeci Turgut

Kartınızı Oluşturun Serpil Cebeci Turgut

Kartınızı Oluşturun

Avrupa Konseyi'nin internette şiddete karşı geliştirdiği oyu




Avrupa Konseyi İnternette Şiddete Karşı Oyun Geliştirdi
Avrupa Konseyi, yediyle 10 yaş arası çocukların her türlü şiddetten
korunmasına yardımcı olmak amacıyla internette bir oyun sitesi kurmuştur.
Konseyin "Çocuklar İçin Çocuklarla Birlikte Bir Avrupa İnşa Edelim"
programının bir parçası olan ücretsiz oyunda hedef, çocukların interneti eğlenerek öğrenmeleri ve akıllı kullanıcılar olmaları sağlamaktır. "Wild Web Woods" (Vahşi Web Ormanı) isimli oyunda çocukların görevi eğlence, barış ve özgürlük kenti olan "E-kent"e ulaşmak olarak belirlenmiştir. Kente ulaşabilmek için Vahşi Web Ormanı'ndan geçmek, buradaki tehlikelere dikkat etmek ve yolda beliren "bilgi, özel yaşam, güvenlik ve farkındalık jetonlarını" toplamak gerekmektedir. Türkçe, Fransızca, İspanyolca, Fince, Almanca, Portekizce, İtalyanca, Lehçe, Yunanca, Rusça, Macarca, Fince ve Hollandaca olmak üzere 13 dilde oynanabilen oyuna www.wildwebwoods.org adresinden ulaşılmaktadır.

MEB'den alınmıştır.




Tarih: 02:58, 3/4/2008 Kategori: _ocuk ve Egitim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Doğan Cüceloğlu


*Doğan Cüceloğlu' nun eğitimdeki katılımcılarla aralarındaki konuşma:*

*Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Bir Katılımcı: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarı ile yok.

Doğan Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı
milyar insanın
da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?

Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar:

Bir Katılımcı: Ölüm.

Doğan Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz
olan tek
şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir, ama bundan
sonra gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Diğer hiç biri insanların tümünün
başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir
hastalığım olduğunu göstermez mi?

Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli
ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Şu şekilde devam ederim:

Doğan Cüceloğlu: Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

Bir Katılımcı: Hayır

Doğan Cüceloğlu: Şu saniye içinde olma olasılığı var mı?

Bir Katılımcı: Var.

Doğan Cüceloğlu:Yarın?

Bir Katılımcı: Evet.

Doğan Cüceloğlu: 30 yıl sonra?

Bir Katılımcı: Olabilir.

Doğan Cüceloğlu: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor
musunuz?
Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?

Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle hiç
bakmamışlardır. Sözümü sürdürürüm:

Doğan Cüceloğlu: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde,
bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz
nedir? Var mıdır
böyle bir garanti?

Bir Katılımcı: Yoktur hocam.

Doğan Cüceloğlu: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun
çalmayacağını ve
evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?

Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar.

Bir Katılımcı: Hocam konuyu değiştirsek?

Doğan Cüceloğlu: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha
devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam
birlikte
olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı
aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi
yapardınız?

Bir Katılımcı: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.

Doğan Cüceloğlu: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza
yaslanın,gözlerinizi
kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten

öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi
olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da
gerginlik konusu yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah
evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta
tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız?
Ona "yüreğinizin taa derininden gelen bir "seni gerçekten çok seviyorum"
demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona
duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı?

Burada bazı katılımcıların ağladığı olur. Belli ki dün akşam yaptıklarından
bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.

Doğan Cüceloğlu: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu
kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin
varlığından
daha önemli, hangilerinde "şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan
özür dilemesini bilirim?" diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları
donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var
mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?*


Tarih: 12:27, 23/3/2008 Kategori: _ocuk ve Egitim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Anaokulu dergisi (3-6 yaş Anne-Çocuk dergisi)


  
       İnternette inceledikten sonra almaya karar verdim. Zaten 1. sayısını alıp incelemiştim ve çok beğenmiştim.
Bu sabah ilk üç klasörümüz geldi. Hevesle açtık ve 1. sayıyı Sibel tek başına tekrar kendisi yaptı. 2. sayınında yarısını bitirdi. Çok hevesli ve istekli yapıyor. Alıştırmalar eğlenceli ve sıkılmadan yapılacak türden. Eşleştirme ve büyüklük kıyaslama konuları Sibel'e kolay geldi. Biraz nokta birliştirmede bazen yoldan çıkıyoruz



Her fasikülün sonunda eğer bütün alıştırmaları düzgün yapabildiyse bir yıldız hak ediyor ve bu yıldızı gelişim tablosundaki yerine yapıştırıyor. Bu da Sibel'in hoşuna gitti.


 Toplam 96 dergi + 8 klasörden oluşuyor. Hepsini bitirdiğimizde çocuğunuzun öğrenecekleri şunlarmış:

Serinin tüm alıştırmalarını tamamladığında çocuğunuz 20'ye kadar saymayı, sayıları yazmayı, büyüklükleri kıyaslamayı, uzunluk belirlemeyi, şekilleri ayırt etmeyi ve saati söylemeyi öğrenecek.
Basit şekil ve resimleri ayırma alıştırmalarından başlayarak, çocuğunuz adım adım harfleri ve basit kelimeleri okumaya başlayacak. Çocuğunuz, dikkatini toplamayı, olayları birbirine bağlamayı, çevresindeki cisimleri tahmin etmeyi ve canlandırma yapmayı öğrenecek. Öğrenme sürecini de kolaylaştıran alıştırmalar ile çocuğunuzun sanatsal yönü ve el becerileri gelişecek, sırasına göre işlem yapmayı öğrenecek. Çocuğunuz yazı yazmaya başlamadan önce çizgiler çizip şekiller oluşturarak basit formları öğrenecek ve alfabenin harflerini yazmak gibi daha zor çizimlere alışmış olacak. Çocuğunuz şekiller arasındaki ortak özellikleri bulmayı, onları sınıflandırmayı ve adlandırmayı, ayrıca soruları çözmeyi ve sonuçlar çıkarmayı öğrenecek. Her derginin sonunda,
o sayıda neler öğrenilenleri tekrarlamak amacı ile alıştırmalar bulunuyor. Bunlar çocuğun güvenini artırarak bir sonraki sayıya motivasyonunu hazırlamaktadır.

Hadi bakalım. Benim için de nasıl öğreteceğim derdi biraz azaldı. Gerçi netten de eğitim ile ilgili doküman topluyorum. Bir süredir işlerim yoğundu. Onları azaltıp Sibel'in eğitimine ağırlık vereceğim. Sibel henüz herhangi bir yuvaya falan gitmedi. İnşallah önümüzdeki sonbaharda okullarla birlikte göndermeyi düşünüyorum. Hayırlısı.



Tarih: 00:59, 6/1/2008 Kategori: _ocuk ve Egitim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Gelin yaşamımızı sadeleştirelim; küçük şeylerden mutlu olmayı öğ


Hep birlikteyken de Tv'lere dönük mü oturuyorsunuz? Birlikteyken yine de "ayrı ayrı" mısınız? Bundan rahatsız olmuyor musunuz? Gelin, yönümüzü "ailemize" çevirelim.

En son ne zaman ailece kitap okudunuz, oyun oynadınız veya ailece yarışma yaptınız. Ya da şöyle sorayım; en son ne zaman dolu oldu sohbet ile suratınızda tebessümlerle tatlı bir gece geçirdiniz.

Bu suallerime;

"Zamanını hatırlamıyorum bile!"

"Çok seyrek de olsa yaparız."

"Böyle geceler yaşamak mı diyorsunuz, bizim evde geceleri kimse birbirini görmez bile!"

... Diye gelen cevapları duyar gibiyim. Mutlaka istisnalar vardır, yani gecelerini ailesiyle dolu dolu geçiren aileler mutlaka vardır. Fakat ne acıdır ki toplumumuzun geneli ailece oldukları bu güzel zaman dilimlerini birbirlerinden kopuk bir biçimde geçirmektedir.

Öyleyse bir de şöyle bir soru sorayım;

En son ne zaman ailece TV karşısına geçtiniz de, bütün gecenizi sohbet etmeksizin televizyona kilitlenerek geçirdiniz.

Ve maalesef ki bu soruya da "Daha dün." diye cevap verenlerin sayısının çok olduğunu düşünüyorum. Hatta artık evlerdeki TV fazlalığından ailenin her üyesinin ayrı bir mekânda olduğunu görüyoruz. Yani televizyon seyrederken bile aileler birbirleri ile aynı mekânı paylaşmıyorlar.

Ailelerdeki genel sahne:

Anne baba bir odada dizi seyrediyor, bir çocuk diğer odada bilgisayar başında, bir diğeri müzik dinliyor veya bir başka iş ile uğraşıyor. Ve nice günler bu şekilde diyalogsuz ve paylaşımsız geçiyor. Ve bir süre sonra tek paylaşım konusu sorunlar veya harçlıklar oluveriyor. Kısacası çocuk ebeveyni ile zaman geçirmekten zevk alamamaya başlıyor Ne dersiniz siz de bu durumdan rahatsız değil misiniz? Ailece birlikte olmayı özlemediniz mi?

Öyleyse bu negatif gidişe bir dur diyelim. Ve hayatımızı SADELEŞTİRELİM.


Hayatımızı nasıl sadeleştirebilir ve ailemize zaman ayırabiliriz?

Öncelikle evde en fazla sizi meşgul eden ve pasifize eden teknoloji malzemelerini belirleyin.

Sonra ailenizle birlikte olabilmeyi arzu ettiğinizi ve bunun bir zorlama olmadığını sadece hepinizin buna ihtiyacı olduğunu ve geçirilecek zamanın çok keyifli olabileceğini izah etmek üzere bir toplantı yapın.

İşe, bu teknoloji malzemeleriyle geçirilen zamanın azaltılmasıyla başlayın.

Ailenize neler yapılabileceği konusunda fikirlerini sorun. Gelen fikirleri listeleştirin ve herkesin hoşlanacağı bir şekilde listede yazanları hayatınıza geçirin. Belki bazı günler kitap okuma saatleri organize edebilir, bazı günler oyun oynayabilirsiniz. Bu süreçten ailenizin zevk almasını sağlayın.

Bilgisayar ve TV karşısında boşa geçirilen saatlerinin fazlalığını fark etmelerini sağlayın.

Bir anda bütünüyle televizyonu veya bilgisayarı kaldırmaya çalışmayın. Başlangıçta azaltmaya çalışmak en sağlıklı olandır.

İlk etapta çocuklarınızı ikna edemeseniz bile televizyonu kontrol altına alma kararınızı siz eşinizle birlikte hayata geçirin.

Kararınız, katı ve baskıcı bir üslupla ailenize kabul ettirmeye çalışmayın.


Aslında zamanımız çok!

Hayatınızı yavaş yavaş sadeleştirmeye başladığınızda aslında çok hızlı, gürültülü ve yoğun yaşadığınızı fark edeceksiniz. Bu yaşam tarzı kısmen bile uygulansa hem sizi dinlendirecek ve performansınızı arttıracak, hem de kaybolmaya yüz tutmuş aile değerlerimizi canlandıracak. Başlangıçta değilse bile zamanla çocuklarınız da sizi model alacaktır.

Bu proje benzeri yaşam kararları daha önce yabancı ülkelerde uygulanmış ve çok istifade edilmiştir. Unutmayın, sade yaşamın en büyük katkılarından biri de küçük şeylerin artık aile üyelerini mutlu etmeye yetecek olmasıdır.

Şimdi sıra sizde. Ne kadar çok zamanınızın olduğunu fark edecek ve zamanla bu zamanların hem aile huzuru için ve hem de kişisel gelişimleriniz için kullanılabildiğini göreceksiniz. Aslında bunlar sadece ev içi programları için değil, ev dışında yapacağınız bir paylaşım süreci için de geçerlidir. Yani kimi zaman hafta sonu gezilerinizi gürültüden hareketten uzak, sohbete ve sadeliğe dönük geçirmenizi, ailece birbirinizi fark etmenizi sağlayacaktır. Her defasında bir alışveriş merkezine gitmek yerine zaman programınızı sadeleştirip belki sadece sakin bir koya ve kıra gitmek ve burada sade bir sandviç yemek gibi… Veya birbirinize aldığınız hediyeleri sadeleştirin. Minik hediyeler sizi mutlu etmeye yetsin.

HAYDİ HAYATINIZI BİRAZ SADELEŞTİRİN!



Alıntı

Tarih: 00:14, 19/11/2007 Kategori: _ocuk ve Egitim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Çocuklarda özsaygıyı geliştirecek 20 yol!


Ebeveynler, çocuğun öz saygısının ilk temellerini oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi için aileler neler yapabilir? İşte burada öz saygıyı geliştirecek 20 yol bulunmaktadır. 

Çocuğa öz saygı kazandırma, çocuğun öğrenme, sevme ve yaratma yeteneğini güçlendirmektedir. Öz saygı, mutlulukla ve hayattaki başarıyla ilgilidir. Bazı düşünürlere göre öz saygı, tamamen aile sevgisiyle birlikte iyi bir eğitimin ürünüdür. New York’lu psikolog ve gençlik terapisti Prof. Dr. Barbara Berger’e göre öz saygı, çocuğun kendi kendisiyle gurur duymasıdır. Yüksek öz saygıya sahip olmak, çocuğun hem sevgi dolu hem de yetenekli olmasını sağlamaktadır. Çocuk, değerli olduğuna inanmalı, bir şeyler önermeli ve kendi kendisiyle ve çevresiyle barışık olmalıdır. 

Çocuğun sevgiyi ve yeteneğini hissetme derecesi, gelecekteki yaşamında onu her alanda etkileyecektir. Aynı zamanda da, çocuğun yaratıcılık yeteneğini, diğerleriyle ilişkisini ve başarılı olmasını belirlemede önemli bir faktör olmaktadır. Ebeveynler, çocuğun öz saygısının ilk temellerini oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi için aileler neler yapabilir? İşte burada öz saygıyı geliştirecek 20 yol bulunmaktadır. 

1- Şartsız Sevgi Göstermek

Çocuğunuz her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın. Ev ona göre için, risk ve tehlikelerle dolu dünyadan döndüğü zaman, sevgi için, emniyetli bir yakıt alma istasyonu gibidir. Mesajlarınız “Seni seviyorum - odanın kirli olmasına rağmen, kız kardeşin kadar atletik olmamana rağmen, notlarının çok iyi olmamasına rağmen, yaptıklarından hoşlanmama rağmen - hala seni seviyorum” olmalıdır.

Onu hala sevdiğinizi göstermek ve çocuğunuzun yanlış davranışını düzeltmek için, onun doğru yaptığı bir şeyi görerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin, odası karma karışıksa ve sadece yatağını toplamış ise ona “Gerçekten yatağını topladığına çok sevindim. Şimdi senden istediğim şey masanı temizlemen” diye ifade edin.  

2- Sinirli Olmanızdan Sorumlu Olduğunu Belirtmek

4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin beşiğine fırlattığı için sinirlisiniz. Onun böyle bir hareketinde sinirinizi ona nasıl aktarırsınız? Prof. Dr. Thomas Gordon’un önerdiği en basit mesaj “Ben” mesajıdır. “Sen kötü bir çocuksun!” ya da “Sen aptalsın!” yerine, “Sen böyle yaptığında, ben …………../………… hissediyorum”,”Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin” diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.   

3- Açık İsteklerde Bulunmak

Çocuğunuzun ondan ne istediğinizi bilmesini sağlayın. Bu ona alternatif davranışları öğrenmesi için bir şans verecektir. Örneğin; “Oyuncaklarını kardeşinin beşiğine atmamalısın. Bunun yerine o uyandığında ona trenini gösterebilirsin” şeklinde bir açıklama yapılmalıdır. İstekleri ona açıkça belirtmek, ondan ne istediğinizi anlamasını kolaylaştıracaktır.   

4- Dinlemeyi Öğrenmek

Çocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye değerdir ve böyle yapmak çocukların öz saygılarını artırmaktadır. Size bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten ona zaman ayıramayacaksanız uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun olacağınızı söyleyin. Gordon’un bir başka tekniği olan “Aktif dinleme”de, çocuğunuzu yanınıza çağırıp onu duyduğunuzu ve onun ne söylemeye çalıştığını anladığınızı ifade edin. Mesela 7 yaşındaki bir kız çocuğu şöyle diyebilir: 

Kız: “Baba sana çok kızgınım ve bir daha odama girmeni istemiyorum”.

Baba: “Sen gerçekten çok kızgınsın öylemi hımm”.

Kız: “Evet çünkü sen beni kaymaya götüreceğini söylemiştim ama artık çok geç”.

Baba: “Oh, anladım. Çünkü seni dışarıda kaymaya götüreceğim konusunda söz verdim ve bu sözü tutmadım. Gerçekten üzgünüm. Çok geç vakte kadar çalıştım ve seni aramayı da unuttum. Bunu yarına alabilir miyiz?”

Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem verildiğini anlamaktadır.   

5- Çocuğun Duygularını Ciddiye Almak

Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onları reddetmektense ciddiye alın ve onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin. Oğlunun canavarlardan korktuğunu öğrenen bir babanın yaklaşımı aşağıda verilmiştir. 

Oğlan: “Baba yatağa gidemiyorum. Çünkü odamda canavarlar gizleniyor”.

Baba: “Gel bakalım belki canavarlarla arkadaş oluruz. Canavarlar ne yemekten hoşlanıyor biliyor musun?”.

Oğlan: “Belki tatlı, bisküvi seviyordur”.

Baba: “Bu hoşlarına gidebilir. Gel canavarlara yemek koyalım. Canavarlara ne istediğini sor? Neden sormuyorsun?”.

Oğlan: “İnsanları korkutmak istiyor”.

Baba: “Neden?”

Oğlan: “Güçlü hissetmek için”

Baba: “Eğer onunla arkadaş olursan sana ne yapabilir?”.

Oğlan: “Beni koruyabilir.”

Baba: “Bana iyi bir arkadaş olabilir gibi geliyor ya sana?”.

Oğlan: “Evet.”

Bu diyalog sayesinde aileler, çocuğun duygularını ya da neye gereksinimi olduğunu öğrenmekte, çocuk artık canavarın kendisine fazla tesiri olmayacağını görerek daha pozitif düşünmektedir. En önemlisi de çocuğun canavara yansıttığı gücü kendine çevirmesidir.   

6- Çocuğun Varlığını Kabul Etmek

Annelerin zaman zaman söylenmelerinin hatta jestlerle bile “keşke çocuk doğurmasaydım, o bir yük ve artık dayanamayacağım” diye ifade etmelerinin yanlış olduğu, özellikle bu gibi mesajlar sık sık tekrar edildiğinde çocuğun istenmediği ve kendisine değer verilmediği duygusuna kapılacakları uzmanlarca hatırlatılır. Bu durum özellikle evdeki yeni bebekle ilgili olmasına rağmen, annelerin bu yakınmaları uyumlu bir çocuğun bile istenmediğini düşünmesine neden olmaktadır. Böyle zamanlarda çocukların özel bir ilgiye ihtiyaçları vardır. Aileler yakınları tarafından desteklenmeli ve yaşantıdaki çocuğun varlığına değer verilmelidir.   

7- Değerlendirecek Günlük Bir Şeyler Bulmak

Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir davranışta bulunduklarında da onaylanmak istemektedirler. Yaptıkları, hergün yapılan sıradan bir şey bile olsa, değerini artıran yaptıklarının onaylanmasıdır. Çocukların sevgi ve yeteneklerini onlara hatırlatan bazı etkinlikler aşağıda sıralanmıştır.      

Disiplin içermeyen tüm ailecek yenen bir akşam yemeği. Herkes o gün birbiriyle başardıkları, öğrendikleri veya hissettikleri güzel şeyleri paylaşabilir. Örneğin; “Okula zamanında gittim” veya “Bir kurbağa buldum”. Ebeveynler de bu etkinliğe katılarak çocuklarının başarılarını onayladıklarını gösterebilirler. Sorunları olan çocuklara bu arada “Bugün seni müthiş bir şey yaparken gördüm. Ayakkabını giydin ve bağcıklarını kendin bağladın.” diyerek teşvik edilebilir.

Yine yemekte, sırayla herkesle ilgilenilir ve diğerleri onun nesini sevdiğini, hoşlandığını ve takdir ettiğini söyleyebilir. Örneğin; “Senin öğrendiğin yeni şarkıyı çok seviyorum.” veya “Bu sabah söylediklerin gerçekten beni etkiledi”.

Çocuğunuzun odasına, banyodaki aynaya veya beslenme çantasına ufak kağıtlara çizilmiş küçük resimler ya da yazılmış sevgi mesajları konulabilir.

Çocuğunuzun yatağının baş ucuna onun yapmayı sevdiği bir etkinliği içeren (örneğin oyun oynadığı veya ata bindiği) ve ailenin topluca yer aldığı iki fotoğraf konulabilir. Böylece çocuk her gece becerikliliğini ve sevdiklerini hatırlayacaktır.    

8- Çocukla Yalnız Vakit Geçirmek

Bir çok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirtmektedirler. Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş yapılabilir. Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız zaman harcamak için çaba sarf etmelisiniz.   

9- Çocuğun Bazı Şeyleri Kendisinin Yapmasına İzin Vermek

Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu yardım, “Sen bunu yapamazsın. Sen yeterince iyi değilsin” mesajlarını verebilir, ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır. Çocukların bir işi başarmak için mücadeleye davet edilmeleri gerekmektedir. Ayrıca çocuklara, problemlerini çözmek ve kendi yeteneklerini keşfetmek için fırsatlar da verilmelidir. Yardım istediklerinde, ilk olarak, o işin üstesinden gelebileceklerine onları inandırarak cesaretlendirmek gerekir. “Hadi bakalım, şu elbiseni kendin düğmeleyebilecek misin görelim?” denilebilir. Ya da direkt olmayan tavsiyelerde bulunulabilir. Örneğin “Baş parmağını ilikten geçirirsen, daha kolay düğmeleyebilirsin”.   

10- Çocuğun Özel Eşyalarına Saygı Göstermek

Anne-babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve kitapların kontrolünü elde tutarlar. Örneğin; bir eşyasının atılmasına, çocuktan çok ebeveynler karar verir. Çocuğunuzun o oyuncakla oynama çağının geçtiğini düşündüğünüz halde, çocuğun ona hala ve belki de yıllarca ihtiyacı olabilir. Bu nedenle eşyalarını atmadan önce ona sormalısınız.   

11- Çocuğun Düşüncelerine Saygı Göstermek

Çocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız, onun duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu düşünmesini sağlayacaktır. Partiye giderken ne giyeceğinizi ya da öğle yemeğinde ne yapabileceğinizi ona sorabilirsiniz. Tabii her zaman çocuğunuzla aynı görüşte olmayabilirsiniz. Ama ona neden, onun görüşünden farklı bir karara vardığınızın sebeplerini açıklarsanız, düşüncelerinin tamamen faydasız olmadığını anlayabilecektir.   

12- Çocuğun Yeteneklerini Kabul Etmek

Her yeni beceri ve başarı, onun yetenekli olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı kabul edilmeli ve ona başarılı olacağı şeyler bulunmalıdır. Ayrıca ebeveynler, onlardan bazı şeyleri kendilerine öğretmelerini isteyebilirler. Yeni bir bilgisayar oyunu oynamayı veya bir sihirbazlık numarasını öğretmesi istenebilir, buradaki mesaj açıktır: “Sen yeteneklisin.” Bazı şeyleri yaparken onun yardımı istenebilir. 

Örneğin; akrabalara hediyeler hazırlarken fikri alınabilir ya da bir çalar saat yardımıyla sabah kendi kendine uyanabilmekte yeterli olduğu gösterilebilir. Çocuğunuzun notları çok kötü olmadıkça, onun başka başarılarının ve çabalarının olduğunu kabullenmesi sağlanabilir. Örneğin; matematikte zayıfsa, fakat ödevlerine özen gösteriyorsa ya da sizden özel yardım istiyorsa, onun çabaları dikkate alınmalıdır. Ayrıca, akademik başarısı iyi olmayan bir çocuğun, atletik ya da artistik başarısı iyi olabilir. Onu bu yeteneklerinden dolayı övmek ve cesaretlendirmek gerekmektedir.    

13- Çocuğun Tercihlerine Saygı Göstermek

Çocuğun kendine olan saygısını artırmanın bir yolu da, onun tercihlerini ve duygularını kabul etmektir. Ebeveynler, çocukları için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.     

14- Çocuklara Önemli Olanın Vücutları Olmadığını Öğretmek

Çocuklar büyürken, yüzlerindeki sivilcelerden veya çillerden rahatsız olmaktadırlar. Ebeveynler, onlara vücudun sadece bir paket olduğunu, gerçek hediyenin içeride olduğunu yani kişiliğin varlığını anlatmalıdırlar. Onların başlarına gelen bu tür problemlerin anlaşıldığı ve o yaşlarda başımıza geldiği, fakat bu tür şeylerin geçici ve kontrolümüz altında olduğu belirtilmelidir.

Eğer çocukta kilo veya deri problemi varsa bile, onu nasıl görünürse görünsün sevdiğinizden emin olmasını sağlamalısınız. Eğer çocuk görünüşü ile ilgili bir şeyler yapmak istiyorsa ona yaşantısını değiştirmesini destekleyecek bir şekilde yardım önerilebilir. “Kilondan şikayet ediyor gibi bir halin var. Eğer ilgilenirsen, bu konuda yapabileceğin yeni bir şeyler duydum”. Ama “Hayır, teşekkür ederim” cevabına da hazır olunmalıdır. Eğer kabul ederse, onu bir diyet ya da eksersiz programı takip etmesini sağlayarak destekleyebilirsiniz.    

15- Çocuk İçine Kapanıksa Yardım Etmek

Çocukların bazı bozuk ya da sözel olarak rahatsız edici davranışları onların kendilerine saygıları hakkında ciddi mesajlar verebilir. Böyle zamanlarda ebeveynler, sevgiyi ve gerçekleri sunarak yardımcı olabilirler. Onları ciddi bir şekilde dinlemeli, ne demek istediklerini anlamalı ve sonra ne söylemek istediğinizi anlatmalısınız. Örneğin; çocuğunuz, “Ben çok aptalım, hiçbir şeyi doğru yapamıyorum” dediğinde, “Aptal olduğunu düşündüğünü biliyorum, ama seninle aynı görüşte değilim. Belki, bazı şeyleri öğrenmek için daha çok zamana ihtiyacın var, ama biliyorum ki, sen de yeteneklisin. Hatırlasana, oyuncak kamyonunu nasıl da tamir etmiştin? Bu, yaratıcılığı gerektirir.” diyerek cevap verebilirsiniz.

Bazı ebeveynler, çocuğun güvenini tekrar kazanmasını sağlamak için kişilik özelliklerini kullanmada oldukça duyarlıyken bazıları da çok iyi bir dinleyicidirler. Tepki her ne olursa olsun, çocuk sevildiği ve yetenekli olduğu üzerinde durularak ikna edilmelidir.     

16- Sevgiyi Fiziksel Olarak İfade Etmek

Ebeveynleri tarafından kucaklanma ve okşanma çocuklarda, kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir. Çocuklar sözel olmayan davranışlara karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklara “seni seviyorum” demekten çok sevgi, davranışlarla onları okşayarak belli edilmelidir.    

17- Çocukla Göz Seviyesinde Konuşmak

Çocuklarla konuşurken, daima onlardan yüksekte olmamaya dikkat edilmelidir. Bu onun sadece kendini küçük hissetmesini sağlamakla kalmayacak aynı zamanda ebeveyn ve çocuk arasında büyük bir mesafe olduğuna inanmasına da yol açacaktır. Her zaman onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu daha yakın bir iletişimi sağlayacaktır.    

18- Çelişkili Mesajlar Vermekten Sakınmak

Çelişkili mesajlar, ebeveynlerin sözleriyle başka, davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiğinde ortaya çıkar. Örneğin; çocuğa, çok sinirli olarak yüzüne bakmadan “seni seviyorum” demeniz ya da korktuğunda, gece yanınıza gelebileceğini söyleyip geldiğinde kızmanız onu çelişkiye düşürebilir. Öncelikle çocuğa karşı dürüst olunmalıdır. Kızarken, kızgın olmadığınızı söylememelisiniz.

Çocuğa model olunmalı, ona söylediğinizi siz de yapmalısınız. Fikir birlikteliklerinizi ifade etmeli ve verdiğiniz sözleri tutmalısınız. İstekleriniz ve kurallarınız açık olmalı, ne hissettiğinizi ya da ne düşündüğünüzü söylemelisiniz. Sözlerinizle vücut dilinizin birbirine uymasına dikkat etmelisiniz.    

19- Duygularınızı Çocukla Paylaşmak

Ebeveynler, çocuklarıyla incinebilecekleri duygularını bile paylaştıklarında, onları kendi deneyimlerini ve duygularını kabul etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır. Çocuklar, anne ve babalarının anılarını, eğlendikleri ve korktukları anları, nasıl karşılaştıklarını, çocukları olmasının nasıl bir şey olduğunu hikaye şekline getirdiklerinde anne ve babalarını daha yakından tanıyacaklardır. Aile hikayelerini çocuklarla paylaşma, kendi kökleriyle gurur duymalarını sağlayacaktır.   

20- Her Çocuğun Tek Olduğu Üzerine Odaklanmak

Çocuklar hakkında özel şeyleri ebeveynler keşfetmeli ve onlara söylemelidir. Böyle yaparak duyarlı, şiirsel olan çocuğa yaratıcı olma ve kendini dile getirme fırsatı; oldukça uzun boylu bir kız çocuğuna yeni spor dallarının kapısını açma, kariyer ve moda fırsatı verilebilir. Çocuklarda kendine saygıyı geliştirme, üstesinden gelinemeyecek bir iş değildir. İki önemli parçası olduğu- sevgiyi ve yeteneğini hissettirme - akıldan çıkarılmamalıdır. Ve tabii ki, her iki duyguyu besleyecek şekilde davranılmalı ve konuşulmaya çalışılmalıdır. Ebeveynlerin mükemmel olamadıkları ve en iyisini yapamadıkları zamanlar vardır. Fakat en önemlisinin, bir çocuğun sevgiyi düzenli aralıklarla alması olduğu unutulmamalıdır.

Kaynak: KAHN, Ellie (1990) 20 Ways To Make Your Kid Feel Great. Parents.Vol: 65, No:6, 94-98, 194-195

Çeviren ve Düzenleyen:Yrd.Doç.Dr. Çağlayan DİNÇER Gazi Üniversitesi Mesleki Yaygın Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Yaygın Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi  

Kaynak: egitim.com


Tarih: 00:30, 14/11/2007 Kategori: _ocuk ve Egitim
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu