Bu blogu, hayattan edindiğim tecrübeleri, beklentileri, gerçekleşenleri, hayalde kalanları, hayatın bana kattıkları ve benden götürdüklerini yazmak. kendimi içinde hissettiğim her konuyu, olayı paylaşmak kısacası hayata dair herşeyi paylaşmak adına yapmak istedim. umarım olumlu paylaşımlar olur.
Geçen akşam bu filmi izledim. Gerçekten güzel bir filmdi. Tavsiye ederim :)
“The Taking of Pelham 1 2 3/Metrodan Kaçış”ta, Denzel Washington,
sıradan günü cüretkar bir suçla, bir başka deyişle bir metro treninin
kaçırılmasıyla kaosa dönüşen, New York şehri metro hareket memuru
Garber’ı canlandırıyor. John Travolta
ise baştan aşağı silahlı dört kişilik çetenin lideri ve beyni Ryder
olarak, bir saat içinde yüklü bir fidye ödenmediği takdirde yolcuları
öldürmekle tehdit eder. Ayaklarının altındaki gerilim artarken, Garber,
Ryder’ı zekasıyla alt edip rehineleri kurtarabilmek için metro sistemi
üzerine engin bilgisinden yararlanır. Ama Garber’ın çözemediği bir
muamma vardır: Hırsızlar parayı alsalar bile, nasıl kaçabilirler ki?
Kızlar hasta olunca yemelerine içmelerine daha bir dikkat eder oldum. Birşeyleri beğendirip yedireceğim diye on takla atıyorum :) Bu sabah kaymak için kahvaltılık dondurma diyerek, üstüne de bal sürerek bir dilim ballı kaymaklı ekmek yedirdim onlara :D Ardından bir tost ve yanında taze sıkılmış meyve suyu.
Özellikle çocuklarımız hasta olunca anne-çocuk arasında bir yemek savaşı başlar. Anne faydalı sağlıklı besinlerden güzel bir yemek hazırlar,ama çocuk "istemiyorum, tokum, beğenmedim, iğrenç" gibi taktiklerle başından savar. Anne vazgeçer mi? Tabiki hayır :) Hemen farklı tekniklerle o besini çok farklı tanıyamayacağı bir şekle sokar ve tekrar sunar. Ve işte annenin kesin zaferi. Çocuk afiyetle bu YENİ yemeği yemiştir!
Ben de bu aralar böyle taktik savaşı içindeyim:D Eh yenilgiye düştüğüm zamanlarda olmuyor değil...